Bitcoin ve Trade Psikolojisinin Belgeseli Çekildi

Ruholamin Haqshanas
| 1 min read
Görsel: Pixabay

Film endüstrisi, blockchain teknolojisini benimseyerek yatırım sürecini merkeziyetsiz hale getirmenin fırsatlarını keşfediyor. Projelerin tokenleştirilmesi ve bireylerin filmlerin finansal sonuçlarına katılımı, önceki dönemlere göre daha fazla şeffaflık ve verimlilik sunuyor.

Bu kesişimin örneklerinden biri, New York City’deki Doc NYC belgesel film festivalinde uluslararası prömiyerini yapan İspanyol belgeseli “Bull Run.” Ana Ramón Rubio tarafından yönetilen bu belgesel, “tarihteki ilk tokenleştirilmiş film” olma iddiasını taşıyor.

Belgesel, Eylül 2021’de tokenizasyon yoluyla yalnızca 24 saat içinde 320.000 euro (yaklaşık 370.000 dolar) topladı. Yapımcı Juanjo Moscardó, bu süreci, filmler için fon toplamanın geleneksel yöntemlerine kıyasla oyunun kurallarını değiştiren bir süreç olarak nitelendirdi.

Filmdeki yatırımcılara, filmin borcunu ve kârına ilişkin hakları temsil eden BULL tokenleri verildi. Bu token sahipleri, blockchain üzerinden dağıtılan kârın bir yüzdesinin yanı sıra prömiyer davetiyeleri ve yapımcı kredileri gibi avantajlara da hak kazandı. Ayrıca, en iyi yatırımcıya filmde 60 saniyelik bir yayın süresi verildi ve bu görüntüler filmde çeşitli noktalara dahil edildi.

“Boğa Koşusu” Belgeseli: Bitcoin ve Blockchain Üzerine Bir Kişisel Yolculuk


“Boğa Koşusu” belgeseli, boğa piyasası sırasında yaşanan duygusal yolculuğu yansıtıyor ve yönetmen Ana Ramón Rubio’nun trade ve kripto para dünyasına olan bağımlılığını konu alıyor. Ailesinin eleştirilerine ve şüpheci yaklaşımlarına rağmen, Rubio trade takıntısını araştırmak üzere bir belgesel yapmaya karar verdi.

Film, blockchain teknolojisinin temellerini ve İspanyolca konuşan önde gelen kripto kişiliklerinden edinilen bilgileri sunarken, Rubio’nun kişisel yolculuğuna ve filmin yaratılış sürecine odaklanan bir yaklaşım benimsiyor.

Trade takıntısının, Rubio’nun günlük yaşamına ve röportajlarına nasıl etki ettiği gösteriliyor. Örneğin, bir sahnede, YouTube kanalı sunucusu Miguel Ángel González ile röportaj yaparken Rubio’nun trade yapmaya devam eden bir ekip üyesine telefonunu gizlice verdiği gösteriliyor.

Film, neşeli ve esprili bir üslupla Rubio’nun trade bağımlılığının ve özellikle kocasıyla olan ilişkilerine olan etkisine değinirken, aynı zamanda Bitcoin ve blockchain teknolojisinin küresel olarak insanların yaşamlarını nasıl iyileştirdiğini ve merkezi sistemleri nasıl bozabileceğini ele alıyor.

Rubio, Bitcoin’i gelecek vaat eden bir varlık olarak görüyor ve kripto varlıklara yatırım yapmanın potansiyelini kabul ediyor, ancak gelecekleri konusunda hala belirsizliklerini koruyor.

İlerleyen süreçte, Rubio’nun kripto para dünyasına bakış açısının nasıl geliştiği ve kendini Bitcoin’e inanan biri olarak tanımladığı gözlemleniyor. Ancak, 2025’te bir sonraki boğa koşusu başladığında trade bağımlılığına yeniden kapılıp kapılmayacağını merak ediyor ve bu bağımlılığın nasıl ele alınacağını zamanla görmeyi umuyor.

Bu belgesel, kripto para dünyasının insan üzerindeki etkisini ve bu yeni ve hızla gelişen alanın kişisel hayatlara yansımalarını derinlemesine inceliyor.