31 Ara 2021 · 5 min read

Türkiye Kazansın

Kaynak: Adobe / Алексей Струйский

Türkiye olarak Sanayi Devrimi’ni ıskaladık. Bir cümle ile basitçe ifade ettiğimiz bu durum, 100 yıllarca süren felaketlere yol açtı. Cihan imparatorluğumuz yıkıldı. Bugün elimizde kalan toprakların kat kat fazlasını kaybettik. Bunların hepsinden önemlisi milyonlarca insanımız öldürüldü. Soykırımlara uğradı. Medeniyetimiz çöktü. Bilimsel çalışmalarımız adeta tamamen sona erdi. Neredeyse vatanı ve Türklüğü tamamen kaybediyorduk.

Sanayi Devrimi bir üretim biçimi değişimiydi. Feodal ekonomiden para ve sanayi ekonomisine yani kapitalizme geçilmişti. Yaklaşık 300 yıl sonra şimdi yeniden bir üretim biçimi değişimi yaşıyoruz. Sanayi ekonomisi bu kez yerini bilgi ekonomisine bırakıyor. Kritik soru şu: Bu treni de kaçıracak mıyız? Şundan emin olabilirsiniz ki bu devrimi de ıskalarsak bizi yeni felaketler bekliyor.

Bilgi ekonomisi eski trenlere de benzemiyor. Adeta yüksek hızlı mermi tren. Ancak ümitsizliğe gerek yok. Çok hızlı ilerleyen bu devrime hemen yetişmek için elimizde müthiş bir fırsat var: Blockchain!

Blockchain teknolojisi, verileri dağıtık olarak saklar. Yani bu teknolojide bilgisayar ağına bağlı olan her istasyon ağdaki tüm bilgilerin birer kopyasına sahiptir. Böylece bir işlem yapmak istediğinizde herkes her şeyi bildiği için ortada bir onay mekanizmasına ihtiyaç olmaz. Örneğin blokchain ile çalışan bir bankada herkes hangi adresin ne kadar parası olduğunu görür. Bir adreste 1000 TL varsa, diğerinde 500 TL varsa, ilk adres diğerine 200 TL göndereceğini söylerse, herkes bilir ki ilk adresin bakiyesi 800 TL’ye düşecek ve ikinci adresin bakiyesi ise 700 TL’ye yükselecek. Böylece ortada herhangi bir onay mekanizmasına ihtiyaç duyulmaz. Yani klasik bankaların genel merkezleri, data centerları, şubeleri ve binlerce personeline ihtiyaç olmadan tüm bankacılık işlemleri sadece yazılım ile güvenli şekilde gerçekleştirilebilir. Bugün blokchain bankaları çoktan çalışmaya başladı. De-Fi yani merkeziyetsiz finansta blockchain bankaları, klasik bankaların binlerce personelle yaptıkları işleri sadece 50-60 yazılımcı ile gerçekleştirebiliyor.

Muazzam tasarruf oluşturan blockchain teknolojisi, bilgi saklama ve işleme alanında tüm sektörleri dönüştürecek. Merkez bankaları, sigorta şirketleri, aracı şirketler, borsalar, tapu daireleri, noterler, nüfus daireleri, sosyal güvenlik kurumları ve aklınıza gelebilecek daha bir çok sektör. Hepsi blokchaine geçecek. Blokchain adeta bilgi ekonomisinin tüm bu sektörlere girişi için gerekli bilgi otoyollarını, demir yollarını ve kanalları açıyor. Önümüzdeki 10 ila 20 yıl içinde blokchain 10’larca hatta 100’lerce trilyon dolarlık bir ekonomi olacak.

Meclis toplantısında sıra bana geldiğinde bunların çoğunu anlattım. Resmi olmayan taslakta yurtdışına bağlantı yasağı getiren maddelerin yasalaşması halinde bu devrimi kaçıracağımızı ve ilk etapta 10’larca trilyon dolara ulaşacak bu pastadan pay alamayacağımızı vurguladım.

Ayrıca kriptovarlık satın alımı yapıldığında yurtdışına döviz transferi yapıldığı düşüncesinin yanlış olduğunu çünkü satın alınan varlığın da bir çeşit döviz olduğunu ifade ettim. Üstelik karşılığında verdiğimiz dolardan çok daha yüksek verimli bir döviz. Sadece Bitcoini örnek olarak alırsak son on yılda değerini dolar karşısında 700.000 kat arttırmış bir varlıktan söz ediyoruz.

Şunu da ifade ettim: Türkiye olarak 2018’de Bitcoin 5-6 bin dolarlardayken kripto varlıklara yatırım yapabilseydik, yani rezervlerimizin küçük bir kısmını kripto varlıklara çevirebilseydik, bugün en az 400-500 milyar dolarlık ek bir kaynak oluşturmuş olacaktık. Böylece dolar kuru ya da enflasyon gibi problemlerimiz olmayacaktı. 

Toplantıya kamu tarafı olarak iştirak eden katılımcılar tüm bu sözlerimi çok dikkatli bir şekilde dinledi. Ancak tek bir görüşmede tam olarak anlattıklarımı anladılar mı ya da kendi taraflarındaki başka çekinceler yüzünden bu konuları uygulamaya geçirmek konusunda ne kadar başarılı olacaklar elbette şimdilik bilemiyorum.

Türkiye acilen blokchaini bir stratejik sektör olarak seçmelidir. İki yıllık bir eğitimle gençlerimizi blokchain yazılımcısı haline getirmek mümkün. Derhal üniversitelerimizde blokchain fakülteleri açmalıyız. Hatta dünyanın ilk blokchain üniversitelerini kurmalıyız. Blokchain teknolojisinde bugün en önde gelen isimler arasında bir Türk hocamız var: Emin Gün Sirer. Blokchain üniversitelerinin kurulmasında eminim çok faydası dokunacaktır.

İşte kriptovarlıklar yasasını tüm bu çerçeve içersinde düşünmek gerekir. Yurtdışı ile entegrasyon yasakları ya da ağır vergilendirme bilgi ekonomisini Türkiye’de doğmadan öldürür. Oysa blokchain bilgi ekonomisi devrimini yakalamak için belki de tek şansımız. Gelin korkuları bir kenara bırakalım ve Türkiye’yi bir blokchain ülkesi haline getirelim. Bilgi ekonomisi devrimini kaçırmayalım ve hep birlikte kazanalım. Türkiye kazansın…

____
İş birliği bağlantılarımızı takip edin:

Yeni nesil ticaret platformu PrimeXBT ile kripto satın alın

Kripto paralarınızı Ledger ve Trezor gibi cüzdanlarla güvenle saklayın

NordVPN ile kripto işlemlerinizi anonim hale getirin

 

Son dakika haber ve gelişmelerden haberdar olmak için bizi Twitter, Facebook ve Telegram'dan takip edin!