BTC 0.07%
$64,452.37
ETH 0.51%
$3,513.54
SOL -0.40%
$134.75
PEPE 3.19%
$0.000011
SHIB 0.07%
$0.000018
BNB 0.86%
$591.46
DOGE 0.49%
$0.12
XRP 0.27%
$0.48

Bitcoin Özel Mülkiyet mi?

Erkan Öz
| 4 min read

Arjantin’de anarko-kapitalist bir ekonomist olan Javier Milei’nin seçimleri sürpriz bir farkla kazanması kripto sektöründe heyecan oluşturdu. Çünkü Milei daha önce Bitcoin hakkında “Paranın asıl yaratıcısı olan özel sektöre geri dönüşünü temsil ediyor” diye konuşmuştu. (1)

Milei sınırlı para Bitcoin hakkında olumlu ifadeler kullandı. Arjantin’in kendi merkez bankasını kapatıp sınırsız para üretimine son vereceğini vaat etti. Ancak öte yandan aynı Milei, ülkesinde para birimi olarak sınırsız ABD dolarını kullanmak istediğini de açıkladı. Bu ne yaman çelişki. Hem sınırlı para hakkında olumlu konuşuyorsun, hem kendi merkez bankamı kapatacağım diyorsun hem de ülkeni sınırsız dolara ve onun merkez bankası Fed’e teslim etmek istiyorsun. Milei Bitcoini tamamen yanlış anlamış olabilir mi? Bitcoin gerçekten özel mülkiyet mi?

Burada Bitcoin derken ‘Bitcoin para birimi’ni üreten Bitcoin yazılımından bahsedeceğim. Doğrudur, Bitcoin yazılımı kesinlikle devlet tarafından ortaya konmadı. Bu anlamda BTC devlete ait değil. Bitcoin, devlet ya da bir başka deyişle kamu mülkiyetinde değil. Ama devlet mülkü olmaması doğrudan özel mülkiyet olduğu anlamına gelir mi?

Bitcoin, Satoshi Nakamoto isimli bir özel şahıs tarafından üretildi. Ancak BTC Satoshi’nin özel mülkü mü? Üzerinde bir tasarruf hakkı var mı? Bitcoin yazılımı başkaları tarafından kullanılırsa herhangi bir telif hakkı talep edebilir mi? Hayır. Bitcoin dünyaya ücretsiz olarak sunuldu. Açık kaynak kodlu bir yazılım. Kimsenin mülkiyetinde ya da tasarrufunda değil. İsteyen üzerinde geliştirme yapabilir. İsteyen bazı özelliklerini değiştirip yeni bir tür Bitcoin ya da tamamen yeni bir kripto varlık üretebilir. Bunun bir çok örnekleri zaten yıllar içerisinde defalarca uygulandı.

Peki o zaman Satoshi değilse bu Bitcoin’in sahibi kim? Aynı anda hiç kimse ve herkes. Nasıl yani? Bitcoin yazılımı hiç kimsenin özel mülkü değil ancak herkes Bitcoin yazılımını geliştirmek için teklifte bulunabilir. Peki Bitcoin yazılımının nasıl gelişeceğine kim karar veriyor: “Bitcoin Topluluğu” ya da yine herkes. Öyleyse Bitcoin, özel bir şahsın ya da tüzel bir kişilik olarak bir şirketin veya onun ortaklarının mülkü değil. Devletin mülkü de değil. Ama “community” yani Türkçesi ile “topluluğun” mülkü.

Bu ‘topluluk mülkiyeti’ ise Milei’nin hayal ettiği anarko-kapitalist özel mülkiyet hiç değil. Zaten bir yerde anarko-kapitalist ifadesini görürseniz oradan uzaklaşmakta fayda var. Anarko-kapitalizm bir ‘oksimoron’dur. Bir başka ifade ile kendi kendini değilleyen, ortadan kaldıran ifade. Zira kapitalizm doğası gereği anarko yani başsız, merkezsiz olamaz. Kapitalizm üretim araçlarını büyütüp, fabrikalarda merkezileştirir. Bu da büyük bir planlama ve bürokratikleşme gerektirir. Kapitalizm doğası gereği giderek daha fazla merkezi, bürokratik ve hatta devletçi hale gelir. Kapitalizm ilerledikçe devlet küçülmez aksine büyür.

Bu grafik IMF verilerine göre dünya üzerinde her ülkede bir yıllık üretim içinde devletin payını ortaya koyuyor.

Gördüğünüz gibi üretim içinde devletin payının %40’ın üzerine çıkarak en yüksek düzeylere ulaştığı yerler hep özel mülkiyetçi ileri kapitalist ülkeler. Avrupa, ABD, Japonya vb. Fransa’da devletin üretimdeki payı %59’lar seviyesinde! Resmi olarak komünist olan Çin’de bile devletin ekonomi içindeki payı kapitalist ülkelere göre çok çok daha düşük. Çünkü Çin daha henüz genç bir sanayi ve kapitalizm toplumu.

Milei vb popülist liderlerin anarko-kapitalizmi bir eskiye dönüş arzusu. Kapitalizmin başlangıcında üretim ve fabrikalaşma bu kadar büyümemişken, merkezi planlama ihtiyacı bugünkü kadar yoğun değilken devletin çok daha küçük boyutta olduğu ilk devirlere bir geri dönüş temennisi. Üstelik özel mülkiyetin çok, devlet mülkiyetinin az olduğu bu eski devirlerde hiç problem olmadığı yönünde geliştirilen olumlu düşüncelerin büyük bölümü de aslında hayal ürünü. Anarko-kapitalizm hayali bir eski altın çağa dönüş arzularken Bitcoin aksine, özel mülkiyet ve devlet mülkiyetinin ötesinde yepyeni oluşumlara kapı açan ileriye doğru bir büyük sıçramayı temsil ediyor.

Zaten Bitcoin, anarko-kapitalizme karşı çoktan bir meydan muharebesi verdi ve bu savaştan göz alıcı bir zaferle çıktı. 2017 Yılında yine anarko-kapitalist görüşlere sahip Roger Ver isimli zengin bir yatırımcı, Bitcoin’e karşı adeta bir haçlı seferi başlattı. Roger Ver birkaç milyar dolarlık servetini Bitcoin yatırımları ile yapmış ancak buna rağmen tıpkı Milei gibi Bitcoini hiç anlamamıştı. O zamana göre elindeki para ya da kapital gücü muazzamdı. Müttefikleri de bir hayli kuvvetliydi. Yanı başında Bitcoin madenciliği için kullanılan çiplerin en büyük üreticisi Bitmain şirketinin CEO’su Jihan Wu yer alıyordu. Elindeki para ile o devirde çok daha küçük olan Bitcoin piyasasını rahatlıkla manipüle edebilecek bu kalabalık ve yenilmez zannedilen ‘Mordor Ordusu’ önce Bitcoin’i kendi istediği gibi değiştirmek istedi. Topluluk buna karşı çıkınca, ‘Anarko-Kapitalist Haçlılar’ kendi Bitcoinleri ‘Bitcoin Cash’i piyasaya sürdü ve ellerindeki büyük sermaye gücü ile asıl Bitcoin’i sıfıra indirmek için piyasalarda koordineli bir saldırı başlattı.

Güya “Anarko” olan bu arkadaşlar aslında gayet kapitalist, özel mülkiyetçi, şirketler etrafında organize olmuş ve gayet merkezi bir şekilde hareket eden bir yapıydı. Ama günün sonunda hiç de planlı ya da koordine bir şekilde hareket etmeyen, sadece mevcut Bitcoin’in yapı ve ilkelerine bağlı olan, her biri tek başına ele alındığında büyük bir para gücü de bulunmayan ‘Bitcoin Topluluğu’ üyeleri, anarko-kapitalistleri perişan etti. Roger Ver servetinin önemli bir kısmını yitirip Bitcoin camiasında adeta sosyal bir ölü haline gelirken, Jihan Wu kendi kurduğu Bitmain şirketinden kovuldu. Şahsen dünyanın her yerinden 10 milyonlarca arkadaşımla birlikte bu savaşın muzaffer gazilerinden biri olmaktan da her zaman şeref duyacağım.

Bir cisim aynı anda iki yerde birden var olabilir mi? Bizim yaşadığımız mevcut fiziksel dünyada olamaz. Ancak fizik biliminin kuantum alanında gerçekleştirdiği çalışmalara göre atom altı parçacıklar evrende aynı anda farklı noktalarda var olabiliyor. Hatta birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar bu aynı parçacıklar birbiri ile iletişim de kurabiliyor. Bu inanılmaz gerçekler bilimsel deneylerle defalarca ispat edildi. İşte Blockchain ve Bitcoin de ekonominin yeni kuantum evrenine ait. Onları bizim bildiğimiz eski dünyanın ‘devlet mülkiyeti’ ya da ‘özel mülkiyet’ gibi sınırlı kavramları içine hapsetmeye çalışmak boşa bir çabadır. Üstelik buna kalkışanlara çok ciddi zararlar da verebilirler.

 

Kaynaklar:

(1) https://www.forbes.com/sites/digital-assets/2023/11/23/el-salvador-bitcoin-advisor-reveals-2024-argentina-adoption-plan/amp/